|
- Hatim >> Ahmed El Acemi (Yüksek Kalite – 64kbps)
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
Hatim >> Ahmed El Acemi
Mayıs 22, 2008 10:56 pm (Kuran)
Tags: Kuran
KEVSER SÛRESİ
Nisan 18, 2008 3:26 pm (Kuran)
108 KEVSER SÛRESİ

Mekkede nâzil olan bu sûre Kurân-ı Kerîmin vahyin başlangıç döneminde indirilen sûrelerindendir. Kurânın en kısa sûresi olup 3 âyettir. Yüce Allahın, Resulüne lütfettiği feyiz ve bereketi, beşeriyetin gönüllerinde nail olduğu saltanatı beyan eder.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 Biz gerçekten sana verdik kevser.
2 Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver.
3 Doğrusu, seni kötüleyendir ebter!
Kevser: Çok hayır demek olup risalet, Kurân, şefaat makamı, ilim gibi hususları da kapsar. Kevser, ayrıca cennette Peygamberimize verilen bir havuz olup onun ümmeti oradan su içecektir.
Kâfirler; Efendimizin maddî, özellikle manevî neslinin kesileceğini, adının sanının unutulacağını bekleyerek böyle söylemişlerdi. Ama her nesilden yüz milyonlarca tâbii, başta Haremeyn-i Şerîfeyndeki mescidler olarak bütün dünyadaki milyonlarca mescidi dolduran müslüman cemaat, bu sûrenin ifade ettiği ilahî bereketin pek çarpıcı bir örneğidir.
FÂTİHA SÛRESİ
Nisan 18, 2008 2:44 pm (Kuran)
1 – FÂTİHA SÛRESİ

Mekkede, risaletin başlangıcında nâzil olmuş olup 7 âyettir. Tam olarak nâzil olan ilk sûredir. Kur’ân-ı Kerîm’in başlangıcı olduğundan “bir yeri veya bir şeyi açan, başlatan” anlamına Fâtiha adı verilmiştir. Ayrıca yirmi kadar güzel vasfını bildiren başka isimleri de vardır. Mesela: Namazda okunması vacip olduğundan Sûretu’s-salât, Allah Teâla’nın arşının altındaki hazineden indirilip ulvî mânaların hazinesi olduğundan Kenz; başlı başına yeterli olduğundan Vâfiye, Kâfiye; bütün sûrelerin aslı, kökü, tohumu durumunda olduğundan Ümm’ul-Kitab, el-Esas onun isimleri arasındadır. Bu kutlu ve özlü sûre gerçekten Kur’ân-ı Kerîm’in feyizli ve bereketli bir hülasası ve İslâm ibadetinin esasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in ana gayeleri şunlardır.
1. Tevhid, yani Allah’ın birliği
2. Nübüvvet
3. Âhiret
4. İbadet ve adaleti de kapsayarak istikamet
Fâtiha sûresi bu esaslara açıkça delâlet eder.
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 – Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla [59,22-24]
2 – Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allâh’adır.
3 – O rahmândır, rahîmdir.
4 – Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. [24,25; 37,53]
Rabbü’l-âlemin sıfatı Kur’ân mesajının evrenselliğini, rahmân ve rahîm sıfatları, Allah’ın kâinatı şenlendiren geniş rahmetini ilan eder.
Sûrenin başında “Bütün övgüler Allah’ındır” şeklinde kapsamlı bir hüküm verildiğinden, âdeta “Niçin?” diye soran aklı tatmin için, zımnen gerekçe teşkil eden bazı ilahî sıfatlar hatırlatılmaktadır. Övgüler Onundur: Çünkü Rabbü’l-âlemîndir bütün varlıkları yaratıp büyüten, varlıkta devam ettirendir. Çünkü rahmândır, rahîmdir: Bu mükemmel kâinatı merhametiyle şenlendiren, güneşleri, ay’ları, topyekün kâinatı bitkilere ve hayvanlara hizmet ettiren, cansızı ve canlısı ile bütün varlıkları da insana hizmet ettiren O’dur ve çünkü, hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Burada ağır bir emanet yüklenerek, Allah’ın halifesi, vekîli olarak geçici bir süre için görevlendirilen insanın, asıl hayatı ebedî âhiret hayatındadır. İşte Allah âhiretin de tek hükümdarıdır.
5 – (Haydi öyleyse deyiniz): “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.” [73,9; 6,1; 3,64]
Evreni dikkatle inceleyen her akıl sahibi, böylece aklî delille Rabbine ulaşacağından, sûrenin başından 4. âyete kadar Allah’tan “O” diye bahsederken, bu tefekkürü sonucunda artık âdeta O’nu görüyor hale gelip “Sen” diye hitap etme makamına yükselir: “İbadetim, kulluğum, sevgim yalnız Sana’dır Rabbim! der. Diğer taraftan, Allah müminleri toplum halinde, daha doğrusu topluluk halinde huzurunda görmek istediğinden, dünyadaki bütün müminlerle birlikte ibadetini O’na takdim eder, onlardan güç, kuvvet, dua ve mutluluk alır.
Tarih ve coğrafyasıyla bütün bir insanlığı, hatta bütün âlemleri, dünya ve âhireti, ezelden ebede varlığın tamamını kucaklayan bu kutlu Fatiha, bu sûreyi yücelerden indiren Zatın, bütün âlemleri her tarafıyla aynı anda gören Rabbü’l-âlemin olduğunun önemli bir delilidir. 5. âyet ile kul, Rabbi ile bir akit yapmaktadır. Allah’a ibadet ve teslimiyet gösteren insana O, dünyada yardım ve hidâyeti, âhirette cenneti vermeyi uhdesine alır.
6 – Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. [4,69]
7 – Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.
Son âyet doğru yolun somut, gerçekleşmiş şeklini gösterir, mümini geniş düz caddede ilerleyen peygamberlerin nuranî kafilesinin peşine yerleştirir. Örnek ihtiyacını tatmin eder. Fâtiha sûresinin okunması tamamlanınca “öyle olsun, kabul eyle!” mânasına gelen “âmin” denilmesi sünnettir.
NASR SÛRESİ
Nisan 18, 2008 2:19 pm (Kuran)
110 – NASR SÛRESİ

Medine’de nâzil olan sûre 3 âyettir. Zafer mânasına gelen Nasr sûresi, adını ilk âyetinden almaktadır. Hz. Peygamberin tebliğinin gayesine ulaştığını, dolayısıyla dünyadaki görevinin tamamlanıp yüce dosta (refik-i A’lâya) dönme zamanı geldiğini beyan buyurur.
Fetih yani zaferden maksat Mekkenin fethi olup hicri 8. yılın Ramazan ayında gerçekleşmiştir. 10. yılın Rebiülevvel ayında da Efendimiz âhirete irtihal etmişlerdir. İbn Abbas (r.a) çocuk sayılacak yaşta olmasına rağmen, Hz. Ömer (r.a) onu istişare meclisine çağırır, ashabın büyükleri bunu tuhaf bulurlardı. Bir gün mecliste: “Nasr sûresi hakkında ne dersiniz?” diye sordu. Çeşitli cevaplar verildi. Sonra İbn Abbas’a sordu. “Resûlullahın vazifesinin tamamlanıp ecelinin yaklaştığı bildiriliyor” dedi. Hz. Ömer cevabını takdir edip: “Hâla bu gencin toplantımıza katılmasına itiraz eden var mı?” dedi.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – Allah’ın yardım ve zaferi geldiği zaman,
2 – Ve insanların kafile kafile Allah’ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,
3 – Rabbine hamd ile tesbih et ve O’ndan af dile.
Çünkü O tevvabdır, tövbeleri çok kabul eder.
Yüce Allah, Peygamberimizi günahtan korumuştur. Onun istiğfar etmesi, insanlara istiğfar etmenin ne kadar gerekli olduğunu ders vermesi, ümmetinin günahları için Allah’tan af dilemesi ve devamlı manevî terakkî halinde olması itibarıyla, son durumuna göre bir önceki makamını eksik bulması ve nadiren daha evlâ olanı terk etmesi yönlerinden olmuştur.
TEBBET(MESED) SÛRESİ
Nisan 18, 2008 2:12 pm (Kuran)
111 – TEBBET(MESED) SÛRESİ

Ayrıca Mesed veya Leheb sûresi olarak adlandırılan bu sûre, Mekkî dönemin başlangıcında nâzil olan sûrelerdendir. Hak dine düşmanlık etmesi sebebiyle kin ve hasedinden yanan, böylece varacağı ebedî cehenneme girmeden, dünyada aleve giren ve “ateşlik” mânasına gelen Ebû Leheb ile eşinin şahsında din düşmanlarının âkıbetini bildirir.
Ebû Leheb’in akıbetini ve kâfir olarak öleceğini senelerce önce haber vermektedir. Ebû Leheb, Hastalığı sebebiyle katılmadığı Bedir savaşında Mekkelilerin yenilmesine o kadar üzüldü ki bir hafta sonra ibret olacak şekilde öldü.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – Kurusun Ebû Leheb’in elleri. Zaten de kurudu!
2 – Ona ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi!
3 – O, alev alev yükselen ateşe girecek,
4-5 – Eşi de boynunda bükülmüş urgan olarak,
o ateşe odun taşıyacak.
Ebû Leheb’in, Ebû Süfyan’ın kızkardeşi olan eşi Ümmü Cemil de kocasından geri kalmayan bir düşmandı. Diken toplayıp Resulullahın yoluna saçardı. Âhiretteki âkıbetini de kendisi istemiş olarak, kendini yakacak olan odunu taşıma işini devam ettirecektir.
FELAK SÛRESİ
Nisan 18, 2008 2:07 pm (Kuran)
113 – FELAK SÛRESİ

Mekke’de nâzil olmuş olup 5 âyettir. Adını ilk âyetinde geçip sabah mânasına gelen Felak kelimesinden almıştır. İnsanların, kendilerine gelebilecek her türlü kötülükten Allah’a nasıl sığınıp, nasıl O’nun himayesine girebileceklerini öğretmektedir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – De ki: Sabahın Rabbine sığınırım:
2 – Yarattığı şeylerin şerrinden,
3 – Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4 – Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden,
5 – Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
İHLÂS SÛRESİ
Nisan 18, 2008 2:02 pm (Kuran)
112 – İHLÂS SÛRESİ

Mekke’de nâzil olmuş olup 4 âyettir. İlk vahyedilen sûrelerden olan bu sûre, adını konusundan alır. Kur’ân’ın hülâsası ve halis tevhidi ortaya koyması ile ihlâs adı verilmiştir. Bu sûre şirkin her çeşidini pek özlü bir şekilde reddetmektedir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – De ki: O, Allah’tır, gerçek İlahtır ve Birdir.
2 – Allah Samed’dir.
3 – Ne doğurdu, ne de doğuruldu. [6,101; 19,88-90; 21, 26-27]
4 – Ne de herhangi bir şey O’na denk oldu.
109 – KÂFİRûN SÛRESİ
Nisan 11, 2008 10:16 pm (Kuran)
109 – KÂFİRûN SÛRESİ

Mekke’de nâzil olmuş olup 6 âyettir. Bu sûre, adını ilk âyetinden almaktadır. Müslümanların Kâfirler karşısında kesin kararlı olarak tevhide sarılmalarını, bununla beraber kâfirleri dine kabul etmeye zorlamayıp kendi tercihlerine bırakmalarını bildirir.
Müşrik yerine kâfir kelimesi kullanılarak Hz. Peygamberin dinine inanmayan bütün gruplara hitab edilmektedir. Kâfir kavramı hakaret anlamı taşımaz. Kâfirler “Hz. Muhammedin Elçiliğini inkâr edenler ve getirdiği buyruklarından yüz çevirenler” demektir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – De ki: Ey kâfirler!
2 – Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.
3 – Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
4 – Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek değilim.
5 – Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.
6 – O halde sizin dininiz size, benim dinim bana.