Nisyanda Bırakmadın Beni,İsyanda da Bırakma Rabbim!

Nisyanda Bırakmadın Beni,İsyanda da Bırakma Rabbim!

Bağışla beni Rabbim , tevekkülden başkası gelmiyor elimden.
Başkası da yoktu ki elimde. Şimdi elimden gelenlerin hepsi
Senin ‘El’inde.
Göremedim, bağışla beni Rabbim. Göremedim, nice ananın karnında nice
karanlıklar içinden gün yüzüne çıkardığın bebelerin yüzünü. Unuttum,
yüzümdeki tebessümü nice belirsizliklerden alıp da hayat verdiğini.
Bilemedim, yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine
eriştirdiğini.

Göremedim, her sabah yerin sükûnetini odamda bir ekmek gibi
sımsıcak hazır ettiğini.

Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden
yanıma verdiğini göremedim.

Beni her sabah ihya ettiğini, bedenimi her an
yarattığını, varlığımı her an yokluktan geri getirdiğini göremedim.

Göremedim
Rabbim bugünü ödünç verdiğini.
Göremedim, bağışla beni.
Varlığa kör oldum, bağışla beni.

Fakat, şimdi gördüklerim körlüğümü gösterdi bana.

Geç kaldım görmekte ama gördüm.

Körlüğümü gördüm.

Tebessümü beton yığınları arasında sönen bebeler
gördümse de, biliyorum Senin El’inde şimdi hepsi ve sonsuz tebessümler
verdin her birine.

Sevinci soğuk topraklarda boğulmuş çocuklar gördümse de,
biliyorum Senin Rahmetinin kucağında hepsi ve bitmez sevinçler
bağışladın her birine.

Ümitleri bir amansız sarsıntıyla yıkılan insanlar gördümse de,
biliyorum Senin Şefkatinin ikliminde asude ve mutlu her biri

Bağışla beni Rabbim, unuttum, nisyanda kaldım.

Hatırlamadım verdiğini ve

var kıldığını.

Elimden alınca verdiğini ve yokluğa yuvarlayınca varlığımı hatırladım, ama geç hatırladım.Gördüm ama güç gördüm, acıyla gördüm.

Varlıkta kör oldum, yoklukta gördüm. Bollukta unuttum, darlıkta hatırladım.

Affet beni Rabbim, bari, yoklukta Sana vardım. Hiç olmazsa, hiçlikte Seni
andım.

Şimdi, bir tevekkül var elimde.

Başka her şey düştü avucumdan,

varlığım yokluğa döküldü.

Hatırladım,

elimdekiler de,

ellerim de Senin Elinde.

Şimdi, dua sığıyor sadece avuçlarıma. Sadece yakarış yakışıyor
yakama. Gözlerim müjdeni gözlüyor uzaktan. Gönlüm hiç bitmez tesellini
özlüyor.

Sen ki, unutmaktan alıkoydun, nisyandan kurtardın beni Rabbim. Şimdi
isyandan koru beni. İsyandan koru beni, isyandan koru beni, isyandan
koru beni.

Ve affet zira, elimde duadan başkası yok.
Ve anladım ki, Senden başka sığınağım yok.

Senai Demirci

Giyinme Ve Yemek Duaları

Giyinme Ve Yemek Duaları


ـ2ـ وعن أبى أمامة قال: ]لَبِسَ ابْنُ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُما ثَوْباً جَدِيداً، فقَالَ: الحَمْدُ للّهِ الَّذِى كَسَانِى مَا أُوَارِى بِهِ عَوْرَتِى، وَأتَجَمَّلُ بِهِ في حَيَاتِِى، ثُمَّ قال: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: مَنْ لَبِسَ ثَوْباً جَدِيداً فقَالَ ذَلِكَ، ثُمَّ عَمَدَ إلَى الثَّوْبِ الَّذِي أخْلَقَ، فَتَصدَّقَ بِهِ كَانَ في كَنَف اللّهِ وَحِفْظِهِ، وسَتْرِهِ حَيّاً وَمَيِّتاً[. أخرجه الترمذى .

Ebû Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) yeni bir elbise giymişti ve şöyle dua etti: "Avretimi örtebileceğim ve hayatta güzellik sağlayabileceğim bir elbise giydiren Allah'a hamd olsun."Sonra şunu söyledi: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim: "Kim yeni bir elbise giyer, böyle söyler, daha sonra da eskittiği elbiseyi tasadduk ederse, sağken de öldükten sonra da Allah'ın himâyesi, hıfzı ve örtmesi altında olur." [Tirmizî, Daavât 119, (3555); İbnu Mâce, Libâs 2, (3557).]

Kütub-u Sitte Şerhi, Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17

İsm-i Azam ve Esma-ül Hüsna Duaları

İsm-i Azam ve Esma-ül Hüsna Duaları


ـ5ـ وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: إنَّ للّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسماً مَنْ حَفِظَهَا دَخَلَ الجَنَّةَ، إنَّ اللّهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الوِتْرَ.وفي رواية: »مَنْ أحْصَاهَا)ـ1(«. أخرجه البخارى بهذا اللفظ، ومسلم بدون ذكر الوتر، والترمذى.وزاد فعدها: ]هُوَ اللّهُ الَّذِى َ إلَهَ إَّ هُوَ الرَّحْمنُ الرَّحِيمُ. المَلِكُ. القُدُّوسُ. السََّمُ. المُؤمِنُ. المُهَيْمِنُ. الْعَزِيزُ. الجَبَّارُ. المُتَكَبِّرُ. الخَالِقُ. البَارِئُ. المُصوِّرُ. الغَفَّارُ. الْقَهَّارُ. الوَهَّابُ. الرَّزَّاقُ. الْفَتَّاحُ. الْعَلِيمُ. القَابِضُ. الْبَاسِطُ. الخَافِضُ. الرَّافِعُ. المُعِزُّ. المُذِلُّ. السَّمِيعُ. الْبَصِيرُ. الحَكَمُ. الْعَدْلُ. اللَّطِيفُ. الخَبِيرُ. الحَلِيمُ. العَظِيمُ. الْغَفُورُ. الشَّكُورُ. الْعَلِىُّ. الْكَبِيرُ. الحَفِيظُ. المُقيتُ. الحَسِيبُ. الجَلِيلُ. الكَرِيمُ. الرَّقيبُ. المُجِيبُ. الْوَاسِعُ. الحَكِيمُ. الْوَدُودُ. المَجِيدُ. الْبَاعِثُ. الشَّهِيدُ. الحَقُّ. الْوَكِيلُ. الْقَوِىُّ. المَتِينُ. الْوَلِىُّ. الحَمِيدُ. المُحْصِى. المُبْدِئُ. المُعيدُ. المُحْيِى. المُمِيتُ. الحَىُّ. القَيُّومُ. الوَاجِدُ. المَاجِدُ. الْوَاحِدُ. ا‘حَدُ. الصَّمَدُ. الْقَادِرُ. المُقْتَدِرُ. المُقَدِّمُ. المُؤَخِّرُ. ا‘وَّلُ. اŒخِرُ. الظَّاهِرُ. البَاطِنُ. الوَالِى. المُتَعَالِى. البَرُّ. التَّوَّابُ. المُنْتَقِمُ. الْعَفُوُّ. الرَّءوُفُ. مَالِكُ المُلْكِ. ذُو الجََلِ وَا“كْرَامِ: المُقْسِطُ. الجَامِعُ. الْغَنِىُّ. المُغْنِى. المَانِعُ. الضَّارُّ. النَافِعُ. النُّورُ الهَادِى. الْبَدِيعُ الْبَاقِى. الْوَارِثُ. الرَّشِيدُ. الصَّبُورُ[. ولم يفصل ا‘سماء غير الترمذى .

Hz. bu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever."Bir rivâyette: "Kim o isimleri sayarsa cennete girer" buyurmuştur. Buhârî hadisi bu lafızla tahric etmiştir. Müslim'de "tek" kelimesi yoktur. [Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502).]

Tirmizî’nin rivâyetinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Allah’ın isimlerini şöyle yazdı:”

O Allah ki O’nda başka ilâh yoktur.
Rahman’dır.
Rahim’dir.
El-Meliku’l-Kuddûsu,
es-Selâmu,
el-Mü’minu,
el-Müheyminu,
el-Azîzu,
el-Cebbâru,
el-Mütekebbiru,
el-Hâliku,
el-Bâriu,
el-Musavviru,
el-Gaffâru,
el-Kahhâru,
el-Vehhâbu,
er-Rezzâku,
el-Fettâhu,
el-Alîmu,
el-Kâbizu,
el-Bâsitu,
el-Hâfidu,
er-Râfiu,
el-Muizzu,
el-Müzillu,
es-Semîu,
el-Basîru,
el-Hakemu,
el-Adlu,
el-Latîfu,
el-Habîru,
el-Halîmu,
el-Azîmu,
el-Gafûru,
eş-Şekûru,
el-Aliyyu,
el-Kebîru,
el-Hafîzu,
el-Mukîtu,
el-Hasîbu,
el-Celîlu,
el-Kerîmu,
er-Rakîbu,
el-Mucîbu,
el-Vâsiu,
el-Hakîmu,
el-Vedûdu,
el-Mecîdu,
el-Bâisu,
eş-Şehîdu,
el-Hakku,
el-Vekîlu,
el-Kaviyyu,
el-Metînu,
el-Veliyyu,
el-Hamîdu,
el-Muhsî,
el-Mubdiu,
el-Muîdu,
el-Muhyi,
el-Mümîtu,
el-Hayyu,
el-Kayyûmu,
el-Vâcidu,
el-Mâcidu,
el-Vâhidu,
el-Ahadu,
es-Samedu,
el-Kâdiru,
el-Muktediru,
el-Muahhiru,
el-Evvelu,
el-Âhiru,
ez-Zâhiru,
el-Bâtinu,
el-Vâli,
el-Müte’âli,
el-Berru,
et-Tevvâbu,
el-Müntekimu,
el-Afuvvu,
er-Raûfu,
Mâliku’l-Mülki, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm,
el-Muksitu,
el-Câmiu,
el-Ganiyyu,
el-Muğnî,
el-Mâni’,
ed-Dârru,
en-Nâfiu,
en-Nûru,
el-Hâdî,
el-Bedîu,
el-Bâki,
el-Vârisu,
er-Reşîdu,
es-Sâbûru.”

*) İsimleri bu şekilde, sâdece Tirmizî saymıştır.

Kütub-u Sitte Şerhi, Prof.Dr. İbrahim Canan, Cilt 16-17

Tabii Olaylar Karşısında Okunacak Dualar- 3

Tabii Olaylar Karşısında Okunacak Dualar-


ـ3ـ وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ] كانَ رسولُ اللّهِ # إذَا عَصَفَتِ الرِّيحُ قالَ: اللَّهُمَّ إنِّى أسْألُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا فِيهَا وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا فِيهَا وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ[. أخرجه الشيخان هكذا والترمذي .

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) rüzgâr estiği zaman şu duayı okurdu: "Allah'ım, senden bunun hayrını ve bunda olan (menfaatların da) hayrını ve bunun gönderiliş maksadındaki hayrı da istiyorum. Bunun şerrinden, bunda olanın şerrinden, bununla gönderilen şeyin şerrinden de sana sığınıyorum." [Buhârî, Bed'ül-Halk 5, Tefsîr, Ahkâf 2, Edeb, 68; Müslim, İstiskâ 14, (899); Tirmizî, Daavât 50, (3445).]

AÇIKLAMA:

Bu hadisin Müslim ve Buhârî’de bir çok vechi yer alır. Bazı vecihleri bir kısım ziyâdeler ihtivâ eder. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın rüzgâr esme veya bulut görme ânında davranışını daha yakından görmek için Müslim’in bir rivâyetinde yukarıda kaydettiğimiz kısmın devamı mahiyetinde olan bir ziyâdeyi kaydetmek isteriz: “…

Gök yağmur bulutları ile dolup fırtına ve şimşeklerle kaynaşmaya başladı mı rengi değişirdi. (Artık bir huzursuzluk onu kaplar, bu sebeple yerinde duramaz) bir girer bir çıkar, bir ileri bir geri gider, gelirdi. Yağmur başlayınca rahatlar, huzursuzluğu artık açılırdı. Ben bu hâli, yüzünden anlardım.” Hz. Âişe der ki: “Bir seferinde bunun sebebini sordum. Bana: “Ey Âişe, dedi, bu semada beliren şey belki de Ad kavminin şu sözleriyle ifâde ettikleri belanın gelişidir: “O azabın yayılarak vâdilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde “Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır” dediler” (Ahkâf 24-25).

Hatim Duası

Elhamdulillahi Rabbil Alemîn..
Vesselâtu vesselamu alâ Resûlina Muhammedin ve alâ âlîhî ve sahbihî ecmaîn!
Allâhumme Rabbenâ Ya Rabbenâ! Tekabbel minnâ!
İnneke Entes Semîul Alîm!
Ya ilâhel Âlemîn! Ya Erhamerrâhimin!

Hamd ederim Allah’a ki, her şey O’nun azameti önünde küçük kalmıştır. Hamdederim Allah’a ki, her şey O’nun izzeti karşısında zelîldir. Hamd ederim Allah’a ki, her şey O’nun mülk ü saltanatına boyun eğmiştir. Hamd ederim Allah’a ki, her şey O’nun kudretine teslîm olmuştur..
Rab olarak Allah’dan, din olarak islamdan, nebi ve rasul olarak Muhammed (S.A.S.)’den, kardeş olarak mü’minlerden, imam olarak Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali’den, sevap olarak cennetten, ceza olarak cehennemden razı olduk..

Kullarını dirilteceğin günde bizi azabından koru Allah’ım! Kendimizi sana teslim ettik. Yüzümüzü sana döndürdük. İşimizi sana havale ettik. Sırtımızı sana dayadık. İsteyerek ve korkarak sana yöneldik. Senin azabından kaçıp sığınılacak ve korunacak hiç bir yer yoktur. Ancak sen varsın. İndirdiğin kitabına inandık. Gönderdiğin peygambere iman ettik.

Ey yerin, göğün ve ikisinin arasındakilerin Yüce Sahibi!
Ey hükmünde ortağı olmayan Yüceler Yücesi Rabbimiz!
Hayat gibi bir nimeti bize bahşettiğin için sana hamd olsun.
Senden dileğimiz, bu nimetin, bacaklarımıza dolaşacak bir külfet olmasından bizleri korumandır.

Rabbimiz!
Şahitlik ederiz ki, sen kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadın.
Şerefli Elçin de (s.a.v), elçilik görevini hakkıyla yerine getirdi.
Yine şahitlik ederiz ki bizlere verdiğin ömür, hemen hepimiz için düşünmeye, ibret ve öğüt almaya fazlasıyla yeterliydi.
Ve bizden istediğin kulluk, bize bağışladığın yeteneklerin üzerinde bir yükümlülük değildi.
Yapmaya güç yetirebilecek olup, yapmadıklarımızdan ötürü bizim özrümüz olamaz. Ey din gününün Sahibi,
alışverişin, dostluğun, şefaatin olmadığı ve özrün fayda etmediği o gün, aramızdan, senin vaadine inanıp güvenenleri bağışla…

İlâhî!
Sevdin, Habibini kâinata sevdirdin.
Sevdin de hıl’at-i risâleti giydirdin.
Makam-ı İbrahim’den Makam-ı Mahmud’a erdirdin.
Server-i asfiya kıldın.
Hatem-i enbiya kıldın. Muhammed Mustafa (s.a.v) kıldın.
Salat-u selam, tahiyyat ü ikram, her türlü ihtiram O’na, âline,
ashabına ve etbâına olsun Yâ RAB!

Yâ Rab! “Elhamdülillahi Rabbil âlemin”
(hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır) fermanındaki ezelden ebede
kadar bütün olmuş ve olacak hamd ü senâlarla, âlemlerin yegane
yaratıcısı, besleyip büyütücüsü olan Allah’ım !!
Zâtı ecelli âlâna elimizi açtık.. “Er-Rahmanir’Rahîm” Rahman ve Rahîm olan ism-i şeriflerini anarak…

“Mâliki yevmiddîn” (Din gününün sahibidir) ceza gününün yegane
sahibi olduğuna inandık ve kadir-i mutlak olduğuna güvendik,
gadabından daha geniş olan rahmetinin altında toplandık.
Ellerimizi semâya değil, sarây-ı lâ mekanına açtık,
lutfeyle yâ Rabbî…

Yâ Rab! “İyyakena’ budu ve iyyâke nestaîn”
(ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz) niyazımızla
söz verdik, bütün varlığımızla sana döndük, bağlandık, kulluğumuz, ibâdetlerimiz ancak sanadır, kendimizi senin uçsuz bucaksız inayetine bıraktık, bütün işlerimize senden yardım bekliyoruz lutfeyle Yâ Rabbî!..

Yâ Rab! “İhdines-sırâtel’mustaqîm” (bizi doğru yola ilet) niyazımızla sana sığındık, hidayetini bekleriz. “Sırâtellezîne en’amte aleyhim” (kendine nimet verdiklerinin yoluna) beyanınla bizlere târif ve ihsan buyurduğun Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın yoluna düştük, bütün kusur ve günahlarımızın çokluğuna bakmayarak hidayet yolunun pervanesi olduk. Boş çevirme, lutfeyle yâ Rabbî!

“Ğayril ma’ dûbi aleyhim veleddâllîn” (gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil) kelâmınla dalâlet ve isyandan sana sığınıyoruz muhafaza eyle yâ Rabbî!

“Âmîn” niyazımızla duamızın kabulünü istiyoruz.
Lûtfunla, kereminle kabul eyle yâ Rabbî!

Yâ Rabbenâ ! Amellerimizi bizden kabul buyur! Muhakkak ki her niyâzımızı hakkıyla işiten ve her amelimizi hakkıyla bilen ancak sensin!

Ya Tevvab ! Tevbelerimizi kabul eyle ! Şüphesiz tevbeleri çok kabul eden ve merhameti bol olan da sensin. Ve bizleri hakka, dosdoğru yola hidayet eyle YARABBİ!

Ey ikramı sonsuz olan! Ey kullarını cezalandırmakta acele etmeyip tevbe imkanı bahşeden yüce rabbimiz.. Bizi Affeyle.

Ya Rabbi! Zerre kadar şer veya hayr olsun, iğneden ipliğe, yaştan kuruya, her şeyin hesabının sorulduğu büyük mahkemede yüksek huzuruna çıktığımız zaman, sen bize, annemize, babamıza ve affına muhtaç bütün Müslümanlara merhamet ihsan eyle…

Ya Rabbena! Kalplerimizi tertemiz eyle! Ayıplarımızı gizle! Hastalarımıza acil şifalar ihsan buyur! Borçlarımızı en kısa zamanda eda etmeyi nasip eyle!

Ey mülkün sahibi! Ey diri ve her şeyi gözetici olan! Ey celal ve ikram sahibi olan! Güç ve kuvvet ancak senin sayendedir. Allahım! Sabahın, akşamın, kazanın, kaderin, dünyanın, ahiretin ve kalemin yazdığı şeylerin hayrını ister, şerrinden sana sığınırım..

Rabbim! Bu gün ve gecede ve daha sonra olacak şeylerin hayrını ister, bu gün ve gecede ve daha sonra olacak şeylerden sana sığınırım. Tembellikten, yaşlılığın zilletinden, cehennem ve kabir azabından sana sığınırım..

Allahım! Bildiğimiz bir şeyi sana ortak koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şey hususunda senden af dileriz. Sen gizli olanları çok iyi bilensin..

Allahım! Bizi tevbe edenlerden, temizlenenlerden, salih kullarından, korku ve üzüntü görmeyeceklerden eyle..

Allahım! Bize katından hidayet ver, üzerimize lütfundan rahmet saç. Üstümüze rahmetini dök. Bereketlerini akıt..

Allahım! Bizi yaşattıkça daima günahları bize terk ettirerek rahmet eyle. Allahım! Bize hakkı hak olarak göster, ona uymayı nasib eyle. Batılı da batıl olarak göster, ondan kaçınmaya muvaffak kıl..

Ya Rabbi! Unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbi! Bize, bizdekilerden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Gücümüzün yetmeyeceği yükü bize yükleme, bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge. Sen bizim mevlamızsın kafirler topluluğuna karşı bize yardım et..

Ya Rabbi! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma..

Şu anda senin medh ü senân için kalem tutan eller, Seni tesbih için ikrâra gelen diller hürmetine, felekleri nûra, melekleri sürûra, âlemleri huzura kavuşturan o mübarek velâdeti Muhammedî hürmetine, dergâh-ı izzetine açılan mü’min eller hürmetine, aşkınla tutuşup yanan hâlis gönüller hürmetine, ALLAH (c.c.) ALLAH (c.c.) diyerek mübarek ismini anan sâfî diller hürmetine… Gönlümüzü aydınlatacak feyzine, yüzümüzü güldürecek nûruna, ruhumuzu coşturacak aşkına muhtacız.
Bütün ümmet-i Muhammed’e lutfeyle yâ Rabbî!

Ey istediğini istediğine veren ve istediği vakit almak kudretine sahip olan yüce Allahım!
Kiminin başına tâc giydirir, kiminin başına taş düşürürsün. İstediğine verir, istediğinden alırsın. İstediğini alçaltır istediğini yüceltirsin. Sen her şeye kâdirsin!… Bizleri alçaltma Allah’ım…

Ruhumuzun cilası, hayatımızın ziyası, kurtarıcı kelâmın
Kur’an-ı Kerîm’ini okuduk.
Başlarımızın tacı, dertlerimizin ilâcı, Habibin Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) salat ü selam yolladık;
Dergâh-ı izzetinde kabul eyle yâ Rabbî!..

Ya Rabbi! Kuran’ın her harfine karşılık bize bir halavet, her kelimesine bir keramet, her ayetine bir saadet, her süresine bir selamet ve her cüzüne bir mükafat ver …!

Ya İlahena ! Bizi Kur’ân’ın ziynetiyle süsle! Ve bize Kur’ân’ın kerametiyle ikram eyle! Hem bizi Kuran’ın şerefiyle şereflendir! Ve bizi Kur’an ile beraber Cennete idhâl eyle! Hem Kuran Hakkı için bütün ümmeti MUHAMMED’E (S.a.V.) merhamet eyle YARABBİ.

Okunan Kur’an-ı Kerîm’i, eksiklerimizi tamam edip kabul eyle yâ Rabbî!..

Hasıl olan sevabı iki cihan serveri, kâinatın efendisi, başlarımızın tacı, gönüllerimizin ilâcı Habîbin, sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’in rûh-u tayyibelerine hediye eyledik haberdâr eyle yâ Rabbî!..

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’i, âmin diyen bu müslümanlardan hoşnut ve razı eyle yâ Rabbî !..
Âmin diyen, gönlü ile bu duaya iştirak eden Müslüman kardeşlerimizi ve ahirete irtihal etmiş bütün yakınlarımızı, dünya ve ahirette Hz.Muhammed (a.s)’den ayırma, âhiret âleminde şefaatini cümlemize ve cümle geçmişlerimize ikrâm eyle yâ Rabbî!..
yâ Rabbî!..

Hasseten hatim-i şeriften hasıl olan sevabı ilk peygamber Hz. Adem(a.s)’den, son Peygamber Hz.Muhammed (s.a.v)’e kadar gelip geçen bütün peygamberlerin aziz ruh-u şeriflerine hediye eyledik vasıl eyle yâ Rabbî!..

Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.v) ehl-i beytinin, bütün Ashab-ı Kiramın ve onlara tâbî olup uyanların, Kur’an’a ve İslam’a hizmet edenlerin aziz ruhlarına hediye eyledik vâsıl eyle yâ Rabbî!..

Bütün evliyaların, meşâyıh-ı kiramın, üstadlarımızın ve üzerimizde hakkı bulunanların ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle yâ Rabbî!…

Filistin’de,Çeçenistan’da, Bosna-Hersek’de, Keşmir’de,Afganistan’da ve daha dünyanın pek çok yerinde şehid olan kardeşlerimizin mübarek ruhlarına ve zulüm altında inleyen müslüman kardeşlerimizin ruhaniyetlerine hediye eyledik hasıl eyle yâ Rabbî!..

Habibin Muhammed Mustafa (s.a.v)’in, Kuran-ı Azîümüşşan’ın ve sevdiklerinin hürmetine yardım eyle, muzaffer kıl müslümanları yâ Rabbî!…

İsimleri unutulmuş, nesilleri kesilmiş, mübarek günlerde ve gecelerde bir Fâtiha okuyacak kimsesi kalmamış olan ehl-i imanın ruhlarına da hediye eyledik, kabul eyle yâ Rabbî!…

Hasseten hasıl olan sevabı, dün vefat eden Abdurrahman Bey’in, Hamide Hanım’ın, matahari’nin yakınları; Ali Dede, Döne Hanım ve Süleyman Amca’nın ruhlarına ve hatim-i şerife katılan ve katılmayan tüm site mensubu kardeşlerimizin ahirete irtihal etmiş bütün yakınlarının ruhlarına hediye eyledik kabul eyle yâ Rabbî! Kabirlerini Kur’an’ın nûruyla aydınlat, kabirlerini pür-nur, makamlarını cennet eyle yâ Rabbî…

Hasbel beşer içlerinden kabir azabına duçâr olan olanlar var ise, okunan Kur’an-ı Hakîm ve Sevgili Peygamberimiz hürmetine afv-ü ma’firet eyle yâ Rabbî!..

Yâ Erhamerrahimîn!
Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda nasibeyle.
Ehl-i İslamı daima aziz ve mensur, düşmanlarını zelil ve makhur eyle yâ Rabbî!

Görünür görünmez belalardan, güç yetmez, takat yetişmez, akla hayale gelmez musibetlerden cümlemizi lûtfunla esirge ve muhafaza eyle yâ Rabbî!

Dualarımızı huzur-u Beytullah’da yapılan dualara ilhak ve müstacab eyle yâ Rabbî!
Cümlemize son nefeste iman selameti nasibeyle yâ Rabbî!

Neslimizden gelenleri din-i islam üzere sabit kıl ve sana layık kul, habibine layık ümmet olmalarını, İslam için çalışan hayırlı haleflerden olmalarını nasibeyle yâ Rabbî!
Âhir ve akıbetimizi hayreyle yâ Rabbî!

Allahım! Bizi ateşten koru.. Ey koruyucu! Ey ayıpları örten Allahım! Affinla bizi faziletlilerle birlikte cennete koy. Ey çok bağışlayıcı, aziz olan Allahım, rahmetinle duamızı kabul et..

Âmin diyen, gönülden bu duaya iştirak eden kardeşlerimizi iki cihanda aziz eyle, razı olduğun kulların arasına ilhak eyle yâ Rabbî!…

ESSELATU VESSELAMU ALEYKE YA RESULALLAH!
ESSELATU VESSELAMU ALEYKE YA HABİBALLAH!
ALLAHUMME SALLİ VE SELLİM VE BARİK ALÂ SEYYİDİNA MUHAMMED!
LİLLAHİ TEÂLA EL FATİHA!.

[ HER ZERREMLE AMİN... ]